Seat Altea XL Uzun Dönem Test ve İnceleme

Mitsubishi Colt İnceleme yazısından beri tekerli bir yazı yazmamıştım. Dönüşüm epey vakıf olduğum bir konuyla olsun istedim.zira söz konusu arabayı (2013 model Seat Altea XL 1.6 TDI DSG) 100.000 km kullandım, herhangi bir taşıt aracı hakkında ileri geri konuşmak için yeterli süre olduğunu düşünüyorum.

Fiat’lı zamanlardan şıkır şıkır bir 1969 SEAT 600D
kaynak

1986 yılından beri Volkswagen grubunun bir markası olan İspanyol Seat, daha önce Fiat grubunun altında idi.

Yıllar içerisinde Seat logosunun evrimi 
kaynak
2013 Model Seat Altea XL Style donanım

Motor

Seat Altea ülkemize

  • 2004-2009 1.6 litre 102 beygirlik benzinli,
  • 2009-2012 1.4 litre 125 beygirlik benzinli (1.4 TSI),
  • 2004-2009 2.0 litre 150 beygirlik benzinli (2.0 FSI),
  • 2010-2015 1.6 litre 105 beygirlik dizel (1.6 TDI),
  • 2004-2009 1.9 litre 105 beygirlik dizel (1.9 TDI) ve
  • 2004-2009 2.0 litre 140 beygirlik dizel (2.0 TDI) Motor seçenekleriyle ithal edildi.


Ben bu aracın 1.6 TDI DSG modelinden bahsedeceğim. Motor 1598cc 16 valfli DOHC (üstten çift egzantrikli)  klasik VW Group TDI motoru ile gelen araç, 4400 devirde 105hp ve daha önemlisi 1500-2500 devir aralığında 250nm tork üretmekte.


VW motor kimliklendirme standardına göre CAY olarak adlandırılıyor bu motor. CAY serisi içinde de CAYC diye kodlanmış.Bu blok 74 beygir ile 116 beygir arasında güç üretecek şekilde, değişik besleme, yazılım ve turbo basınç değerleriyle çeşitlendirilmiş.

Litre başına ürettiği beygir ve tork, günümüz dizel teknolojisinde muhteşem olarak nitelendirilmekten uzak tabii ki. Ancak üretim adetlerinin yüksekliği, bu sayede kronik problemlerinin giderilmiş olması ve sorunsuzluğu ile bu motor halen tercih edilebilir durumda.

2013 Seat Altea XL DSG – Style Donanım

Şanzıman

Bu aracın ve genel olarak tüm VW grubu dizel-otomatiklerin en çok soru işareti doğuran kısmına geldi sıra; DSG!

100.000 km boyunca şanzıman kaynaklı ne arıza yaşadın derseniz, hiç. Ama Arıza ihtimalini göze alarak satın almıştım bu arabayı.
Açıklayayım;

Bu aracı sıfır olarak alırken neleri arıyordum;

  • Büyük bagaj hacmi ve iç hacim
  • Konforlu bir otomatik vites
  • Makul yakıt tüketimi
  • C segmenti seviyesinde lüks, konfor vs.

Bu filtrelerle 2013 yılında çıktım yola. PSA grubundan seçenekler öne çıkıyordu alternatifler;

Peugeot 3008&5008,
Citroen Picasso&Grand Picasso,
Renault Scenic,
Fiat 500L,
Opel Zafira,
Ford C-Max&S-Max gibi gibi. 

Fransızların ikinci elde yüksek değer kaybı, o dönemki şanzımanlarının konforsuzluğu ve işçilik konusundaki zafiyetleri elenmelerine sebep oldu.

Japonlarda maalesef ihtiyaç duyduğum dizel motor mevcut değildi. Fiat 500L’nin multijet motorunun cazibesine otomatik şanzımanı gölge düşürdü. Opel’de o dönem Zafira’nın dizel otomatiği yoktu sanırım ama zaten olsa da Opel’de Almanlığın tadını yeterince alamıyorum, benim için 1-0 yenik başlıyor her seferinde. Ford ise fiyatlarıyla erişilebilir alanımın dışında kaldı.


Fransız gömdün, İtalyan rencide ettin, Alman övdün ama sonuç Seat mı?!?


Seat Altea XL benim için Almanlığın ulaşılabilir halini temsil ediyordu. Zira satın aldığım rakam, aynı TDI motor ve dsg kombinasyonuna ve donanıma sahip VW Golf 6 ‘nın fiyatının 2/3’üne tekabül ediyordu. (Zor bir cümle oldu, kabul ediyorum. Golf o zaman 90 lira ise ben 60’a aldım diye sadeleştiriyim.)

Bu uzuun girizgahtan sonra DSG konusuna geri döneyim. DSG, çift kavramalı bir otomatik şanzıman. Amerikalı Borg Warner‘ın ürettiği bu şanzıman, Alman Getrag‘ın ürettiği Renault’un EDC’si çıkana kadar yaygın çift kavramalıların öncüsü idi. Şu an piyasada çok verimli çalışan tork konvertörlü otomatikler olsa da o dönem üst segment dışında yakıt ekonomisi ve satın alma fiyatı hedefini tutturmanın yolu robotik (tiptronik tabir edilen) tek kavramalı otomatikler idi. Ve geneli son derece konforsuz ve akılsız idi. VW DSG ile bir devrim yaptı, alt-orta segmentte hem düz vites seviyesinde (bazen daha bile düşük) yakıt tüketimi, hem de geleneksel tork konvertörlü şanzımanlar kadar konforlu otomatiği ortaya koydu.

Her güzelin bir bozarı var haliyle; DSG ülkemiz şartlarında kullanıma bağlı olmakla birlikte genellikle 30-40.000 kilometrelerden itibaren (çok daha erken örnekler de var) kavrama problemi, ‘mekatronik’ arızaları yaşattı. İlk dönem, iyi niyet garantisi gibi söylemlerle Distribütör firma bazılarını çözdü, bazılarını çözmedi. (bunların hepsi ayrı vakalardır tabii, ayrıca incelemek gerekir) Ama 3-4bin liralardan 8-10bin liralara çıkan faturalar duyduk. Sonra, gayriresmi çözümler çıktı ortaya. 2-3000 liralara halledilir oldu bu sıkıntılar. Açıkçası ben de, DSG alırken bu çözüme güvenerek risk aldım, hayatımın büyük kısmının geçtiği aracın konforu için. 

Peki başıma ne geldi?

100000 km boyunca hiç arıza yaşamadım. Övünmek gibi olmasın ama, bilinçli kullanmamın sonucu olduğunu düşünüyorum. Zira, insanların çift kavramalı bir şanzımanı öldürmek için yapılabilecek her şeyi uyguladığına şahit oluyorum. Naçizane, ömrünü uzatmak adına DSG kullanıcılarına bir kaç önerim olabilir bu konuda;

  1. Sıkışık trafikte mümkün mertebe vitesi manuel değiştirin.
  2. Rampada veya düzde, beklerken kesinlikle yarı gaz ile arabayı sabit tutmayın.
  3. Durduğunuz anda frene sağlam basın, yük şanzımana binmesin.
  4. DSG çok erken vites yükseltiyor. bunu engellemek için D yerine S modunda kullanmak, erken vites büyütmeyi önleyip şanzımanı daha az yoracaktır.
  5. Rampada park ettiğiniz zaman önce frene sıkıca basarken N’ye alıp el frenini çekip freni salıyoruz, yük el frenine biliyor, daha sonra yine ayağımız frendeyken D’ye alıp kontağı kapatıyoruz. (Bu konuda şöyle bir fikir mevcut; şanzımanda bulunan koruyucu bir kilit mandalı olduğu ve yükün şanzımana binmediği yönünde. Haklı olabilirler. Ama benim bu şekilde bırakmaya yüreğim el vermez, tekrar D’ye almak istediğinizde şanzımandan gelen ses nereden gelirse gelsin belli ki bir şeyler zorlanıyor.)

Konfor

Seat Altea XL, VW Golf 5 platformuna inşaa edilmiş bir otomobil. Bu platform hem süspansiyon konforu, hem viraj kabiliyeti açısından başarılı bir platform idi zaten.

Style donanım seviyesinde sunulan 17 inçlik jantlar bu konforu özellikle arka koltuklar için sürüşü sertleştiriyor. 

Genel malzeme kalitesi ortak platform kullandığı Skoda seviyesindeyken İspanya’da üretilen plastik parçalar kendisini düşük kalitesiyle belli ediyor maalesef. Ayrıca koltuk kumaşları da VW standartlarının altında. Ancak motor, yürüyen aksam vs. de alman kalitesini farkedebiliyorsunuz. Araç geniş bagajı ve uygun sahip olma maliyetiyle geniş aileleri cezbediyor. fiyat bazında rakibi olan Peugeot, Citroen ve Renault’un tek hacimlileriyle karşılaştırınca tabii ki kalite olarak bir adım önde. şahsen Fransız araçlarına uzun dönemde güvenmeme konusunda yılların verdiği tecrübeyle konuşmaya kendimi yetkili görüyorum. Yoksa Citroen’in içindeki oyuncakları ben de isterim ama 2 3 sene sonra çözülemeyen elektronik problemlerle boğuşmak istemiyorum. DSG problemi için de 4 sene uzatılmış garanti satın alarak önlem aldığımı düşünüyorum. Bu performansta bu fiyat aralığında başka otomatik şanzımanlı kombi araç yok, DSG arızası yaşasam bile ödeyeceğim ücretle diğer araçlardan daha karlı oluyordum.

pozitif yönleri:

  • Çok fazla araçta denenmiş şasi, motor ve yürür elemanları
  • Kısmi alman kalitesi
  • Geniş hacim
  • DSG
  • Düşük yakıt tüketimi

negatif yönleri

  • Kısmi ispanyol kalitesizliği
  • DSG
  • İkinci elde değer kaybı
  • Arka koltuklar çok konforlu değil

Yazar: TeknoCafe

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.